Çok Tahıllı Ekmek

29 Mart 2020

Biz, yani şu Korona salgını günlerinde işe gitmek zorunda olmayıp evimizde kalacak kadar şanslı olanlar, bu aralar kendimizi neyle eyleyeceğimize çokça kafa yoruyoruz sanırım. Aslına bakarsanız, sıkılmanın bence bir zararı yok ama bir taraftan da ölümüne korkuyoruz sanki kendimizle baş başa kalmaktan. Bir telaşe içinde ne yapsak da sıkılmasak hissiyatıyla hareket ediyoruz gibi geliyor bana. Kendimi de katarak konuşuyorum…

Seksenli yıllarda Kıbrıs’ın kuş uçmaz kervan geçmez zamanlarında bir köyde, çalışan anne baba ile büyüyen bir çocuk olarak üç ay süren leş sıcak Yaz tatillerinde çok sıkılırdım. Hayatımın en önemli yol arkadaşlarından biri olan kader ortağım kardeşceğizimle çok bunalıp da bir ümitle Ananemize “Offf sıkıldım!” diye dert yanmaya kalktığımızda “sıkı can iyidir tez çıkmaz” diye bir çırpıda geri püskürtüldüğümüzü çok net hatırlıyorum.  Şimdi dönüp baktığımda, bitmek bilmeyen, sanki bomboş geçen o uzun öğleden sonralarında çok sıkılıyor ama aslında kendimizle kalarak bir yandan da hayal dünyamızı geliştiriyor, bir şeyler üzerinde kendimizce kafa yoruyor, hayatımızın rutinini kıran küçük sürprizlerden çok daha fazla mutluluk duyuyor, kendimizi şuursuzca eğlendirilmek zorunda hissetmeden takılıp gidiyorduk.

Sanki sıkılmak, o kadar da kötü bir şey değildi gibi geliyor geçmişe baktığımda. Sanırım çoğunlukla kendimle kaldığım yalnızlığıyla meşhur Londra’da geçirdiğim dört yılda da bu konuda kendimi mecburen eğitmek zorunda kaldım. Hoş! kendimle kalıp düşünmekten ve kontrol edemediğim kaygılarımdan dolayı bana yadigar kalan Tinnitus’um (kulak çınlaması) var ama olsun ölmedim, bitmedim ve kendime göre çokça kazanımlarım da oldu hayatımın o döneminden.

Yani diyeceğim şu ki; kendimizi meşgul etmek, keyif aldığımız şeylerle uğraşmakta yanlış hiçbir şey yok ama bazen bu durum kendimizle kalmamak adına bir yarışın içindeymişiz gibi bir harala güreleye dönüşüyormuş gibi geliyor. Ya da belki bana öyle geliyor. Şimdi oturduğum yerden de ahkam kesmiş olmayım!

Temennim, bu acayip zamanların bir an önce bitmesi, bu işe tüm insanlık adına bir çare bulunması ve bu süreçte ezilen herkesin rahat bir nefes alabilmesi. Ancak bu süreç devam ederken de biz şanslı kesimin biraz sıkılmasının öte yandan da biraz sakinlemesinin ve daha bilinçli hareket etmesinin kimseye bir zararı olmaz.

Neyse klavyenin başına ekmek tarifi vermek için oturdum mevzuyu sıkı can iyidir tez çıkmaz’a bağladım. O yüzden esas diyeceklerime dönecek olursam; sağlıkla kalın, kendinize dikkat edin ve çok sıkılırsanız da benim yaptığım gibi bu ekmeği yapıp, mayalanan hamur ve ardından fırında pişen ekmeğin evi saran kokusuyla mutlu olun…

 

Çok Tahıllı Ekmek

Tarif David Lebovitz’in My Paris Kitchen isimli kitabından alınmıştır.

 

Tarifin orjinalini aşağıda bulabilirsiniz. Ancak ben evdeki malzemelerle hareket etmek durumunda kaldığım için tarifte kendime göre uyarlamalar yapmak zorunda kaldım. Buna göre;  Pakmaya’nın instant kuru hamur mayasını kullandım. Tam buğday unu yerine beyaz böreklik un kullandım, kabak çekirdeği yerine kabaca doğradığım ceviz ekledim. Elimde olmadığı için de akdarı unu ve haşhaş tohumunu da es geçmek durumunda kaldım. Ayrıca tencerenin tabanına serpmek için mısır unu yerine irmik kullandım, pişirme süresini de kendi fırınımı bildiğim için 40 dakikaya yakın uzattım. (30 dakikalık ilk pişirmede de ekmeğin tadı ve kıvamı güzel olmuştu ancak renginin açık kaldığını düşünerek ikinci denememde süreyi uzatmayı tercih ettim.) 

 

Malzemeler

Bu ekmeği yapmak için bir döküm tencereye ihtiyacınız olacak.

Mayayı hazırlamak için

  • 1/4 su bardağı (60 ml) soğuk su
  • 1/8 çay kaşığı kuru maya
  • 1/2 su bardağı (70 gr.) ekmeklik unu

 

Hamur için

  • 1 su bardağı (250 ml) ılık su
  • 1/2 çay kaşığı kuru maya
  • 1 çay kaşığı toz şeker
  • 1/2 çay kaşığı deniz tuzu
  • 2 1/2 (350 gr), ek olarak 1-2 yemek kaşığı ekmeklik un
  • 3/4 su bardağı (110 gr) böreklik tam buğday unu
  • 3 yemek kaşığı kabak çekirdeği içi (hafifçe doğranmış)
  • 2 yemek kaşığı ay çekirdeği içi
  • 2 yemek kaşığı ak darı (millet) unu
  • 2 yemek kaşığı keten tohumu
  • 1 1/2  yemek kaşığı haşhaş tohumu

 

Yapılışı

  1. Mayayı hazırlamak için, soğuk su ve mayayı (tezgah tipi mikser kullanıyorsanız) mikser kabında karıştırın. İçine unu da ekledikten sonra karıştırıp üzerine streç filmle kaplayarak oda sıcaklığında gece boyunca dinlendirin
  2. Ertesi gün hamuru hazırlamak için; karıştırma kabına ılık suyu, mayayı, şekeri, tuzu, 2,1/2 su bardağı (350 gr) ekmeklik unu, böreklik tam buğday ununu ekleyerek mikserinizi hamur ucuyla orta-yüksek hızda 6 dakika yoğurun. (mikser kullanmayacaksanız hamuru hafifçe unlanmış zeminde 6 dakika yoğurun)
  3. Mikserin hızını en düşük seviyeye getirerek hamura tüm tahıllarınızı ekleyerek tamamen karışana kadar yoğurun (hazır olduğunda hamurun hafif yapışkan bir kıvamda olması ancak yoğurma kabından ayrılabilecek yoğunlukta olması gerekir. Eğer ki hamurunuz bundan daha cıvık bir kıvamdaysa içine ekstradan 1-2 yemek kaşığı un ekleyin.)
  4. Hamurun üzerini örterek 2 saat kadar dinlendirin
  5. Bu sürenin sonunda hamuru hafifçe unlanmış zemine aktarıp elinizle yoğurarak bir top şeklini verin. Derince bir kabın içine temiz bir havlu sererek üzerine biraz un serpin. Yoğurduğunuz ve top şeklini verdiğiniz hamuru dikiş kısmı üstte kalacak şekilde havlunu üzerine yerleştirin ve tepesine biraz daha un serpin. Havlunun kenarlarda kalan kısımları ile hamurun üzerini örterek kabarması için birbuçuk saat daha dinlendirin
  6. Döküm tencerenizi kapağıyla birlikte fırınınızın tabanına yakın şekilde fırın telinizin üzerine yerleştirin. Fırının derecesini 230 dereceye ayarlayarak 15 dakika boyunca tencereyi ısıtın. (Bu esnada tencerenin tabanını kaplayacak kadarlık pişirme kağıdını veya tabanına serpmek için mısır ununu hazırda tutun)
  7. 15 dakikanın sonunda boş tencereyi dikkatlice fırından çıkararak içine mısır ununu serpin. Dikiş kısmı aşağıda kalacak şekilde hamuru tencereye aktarın.  Keskin bir bıçak yardımıyla üzerine X işareti atın, kapağını örterek tencereyi fırına yerleştirin ve 30 dakika pişirin.
  8. Pişirme süresinin sonunda tencereyi fırından alın ve ekmeği dikkatlice çıkarıp oda sıcaklığına gelmesi için bir tel üzerinde bekletin.
Önceki Yazı